31 Ağustos 2013 Cumartesi

GÜVEÇTE MİSKET KÖFTE


Ramazan'da iftar soframızı renklendiren bu enfes tarifi paylaşmak bugüne kısmetmiş :) aslında gayet pratik ve kolay bir yemek. Neden mi pratik? Çünkü köfteler önceden hazırlanıp dolaba konmuştu bile ve üzerinede geçen yılın kış hazırlığı olan sosların sonuncusu kullanıldı. Benim yaptığım tek iş buzluktan donmuş köfteleri çıkarıp fırınlamak oldu. Ama en zahmetlisi sosun kapağını açıp dökmekti kiii sormayın gitsin :)) ben ama size uzun uzun anlatayım yine de!

Malzemeler: (3 kişilik)

  • 300 gr kıyma
  • 1 iri kurusoğan rendelenmiş
  • Bayat ekmek (iyice ufalanmış)
  • 1 yumurta
  • 1 tatlı kaşığı knorr Köfte harcı
  • Tuz
  • Karabiber
  • 3-4 domates rendelenmiş 
  • Az sıvıyağ
  • Kaşar rendesi 
Yapılışı; öncelikle köfte harcı iyice yoğrulur misket şeklinde yuvarlanıp dolaba dinlenmek üzere bırakılır. Rendelenmiş domatesleri az sıvıyağ ve tuz ile iyice pişin. köfteleri de fırında yaklaşık 15 dakika kadar pişirin. Köfteyi güveç kabına alın ve üzerine domates sosunuzu ekleyip fırına verin.  Sosu kaynama noktasına geldiğinde üzerine rendelenmiş kaçar ekleyip fırında yaklaşık 4-5 dakika kadar daha pişirin. Servise hazır afiyet olsun. 

29 Ağustos 2013 Perşembe

MERCİMEKLİ SİMİT BÖREK

Bir milföy börekten böyle bir lezzet ve güzel görüntü çıkacağı hiç aklıma gelmezdi :) ben çok beğendim sizde deneyin bakalım beğenecek misiniz:) sadece iç harcını bir dahaki sefere değiştirmeyi düşünüyorum çünkü klasik mercimekli harç daha da çok yakışacaktır. Bu böreği denediğimden beri milföyü hep bu tarifdeki gibi kullanıyorum . Gerçekten elde açılmış lezzetinde oluyor.


Tarif: Umut Sepeti.
Malzemeler:

  • 6-7 adet milföy
  • Un
  • Haşlanmış mercimek ( 1 su bardağı)
  • 1 kuru soğan
  • 1 domates
  • 1 kaşık biber salçası
  • Maydanoz
  • Karabiber
  • Tuz
  • Sıvıyağ
  • Üzerine sürmek için yumurta sarısı
  • Çörekotu

Yapılışı; Yemeklik doğranmış kurusoğanı sıvıyağda kavurun. Salça ve mercimeği ekleyin baharatlarını da ekleyerek kavurmaya devam edin. Küçük doğranmış domatesleride ekleyin ve bıraktığı suyunu çekene kadar pişirin. Soğuması için bir kenara alın ve üzerine ince kıyılmış maydanozu ekleyin. Milföyleri tezgaha alın ve yumuşaması için bekledikten sonra unlanmış tezgahda  üzerine de un serperek uzunlamasına (tek yönde) açın ve dikdörtgen bir hamur elde edin. Uzun kenara harç koyup sarın ve iki ucunu birbirine yapıştırmak suretiyle simit şeklini verin. Tüm hamura aynı işlemi yapıp yağlı kağıt serili tepsiye dizin ve  üzerine yumurta sarısı sürüp çörekotu dökün. Orta ısılı fırında güzelce kızarana kadar pişirin . Afiyet olsun :))

Fırıncı Orhan'dan Ekmeğin Hikayesi

Türkiye’de ekmeğin hikayesi Fırıncı Orhan tarafından 1958 yılında Çukurambar’da açılan mahalle fırını ile başladı. Ekmekçilik tarihi ise 8 bin yıl öncesinden; insanların hububatı taşlar arasında kırıp ufaladığı, sonra da bunlara su katıp elde ettiği hamuru yassı bir kaya üzerine yayarak ateşte pişirdiği günlere kadar uzanır. İlkel insan topladığı hububatı ufalardı, aksi taktirde ne çiğneyebilir ne de yumuşatmaksızın sindirebilirdi.

Mısırlılar ekmekçilikten keyif alırdı, dahası onlar için ekmek, yaşamlarının simgelerinden biriydi. Ekmek Mısırlılar için o kadar önemliydi ki ölenler bundan sonraki hayatlarında da yoksun kalmasınlar diye mezarlarına bir parça ekmek konuyordu. Ekmek başlıca gıdaları olduğu gibi maaşlarını da ekmek üzerinden alıyorlardı. Piramitleri inşa edenlere emekleri karşılığında ekmek veriliyordu. Kişinin maddi durumu kaç somunu bulunduğuna göre ölçülüyordu.

Biracılıktan elde ettikleri mayayı ekmek hamurlarını fermente edip şekillendirmede kullanıyorlardı. Ancak hamurun nasıl fermantasyona uğradığını bir türlü çözemiyorlardı. Mısırlılar zamanla değişik unlar kullanıp çeşitli şekiller bularak ekmek somununu bir sanat yapıtı gibi işlemeye başladı.
Yunanistan’da ve Roma  İmparatorluğu’nda ekmek zamanla halkın başlıca gıda maddesi haline geldi. Yumurta ve yağ da katılmaya başlandığında ise ekmek artık lüks tüketim maddeleri arasındaki yerini almıştı. Daha beyaz ekmekler zenginlerin, pek tadı tuzu olmayan ekmekle ise fakirlerin sofrasını süslüyordu.

Ortaçağ Avrupa’sında Normanlar ekmekçilikte çavdar kullanmaya, hamurlarını da yorgan altında fermente etmeye başladı. Yayvan ekmekler revaçtaydı, çünkü hem tabak işlevi görüyor, hem de lezzetle yenebiliyordu.

Zamanla birçok toplulukta, pişirilen ekmeğin çeşidine göre Fırıncı Loncaları kurulmaya başladı. Loncalar dürüst fırıncılara kol kanat geriyor hem de topluluk içinde statü kazandırıyordu. 1958 yılında bir mahalle fırını olarak kurulan Fırıncı Orhan 2011 yılında Çukurambar’da yaptığı yatırım ile ekmeğin tarihine farklı bir devrin başlangıcını ekledi. Farklı ve lezzetli çeşitlerini her zaman en taze ve sıcak bir şekilde sunan Fırıncı Orhan geleneksel ekmek çeşitlerinin yanı sıra Dünya mutfağındaki Fransız bageti,ciabatta gb. Ekmekleri de tüketicilere orjinaline en yakın bir biçimde sunarak ekmek fırınlarına yeni bir vizyon verdi.

Fırıncı Orhan bir mahalle fırnındaki sıcaklığı müşterisine sunmasının yanında en kaliteliyi en lezzetli ve en makul olan fiyata satması ile de haklı bir üne kavuştu.

Fırıncı Orhan 7’den 70’e herkesin damak tadına uygun ürünleri ile ekmekçilik tarihindeki yerini hergün daha da çok arttırıyor.

Sizde daha önce Fırıncı Orhan lezzetleri ile tanışmadıysanız bir an önce size en yakın Fırıncı Orhan ile tanışın…

Fırıncı Orhan Çukurambar şubelerinde seçkin ekmek çeşitleri yanında, Fo gurme marketten diledğiniz gurme ürünü alabileceğiniz gibi Dünya mutfağından özel yemekleri tüketebileceğiniz Fo Resto’ya da uğramayı unutmayın.

Bilgi için www.firinciorhan.com.tr
Online sipariş ve catering için www.thegurme.com
Twitter.com/firinciorhan
Facebook.com/firinciorhan

Fırıncı Orhan Çukurambar
Alo Paket: 0312 284 33 33
Rezervasyon: 0312 284 33 06

Fırıncı Orhan Armada AVM
İletişim: 0 312 219 01 99

Fırıncı Orhan ParkOran
İletişim: 0 312 490 08 88

Fırıncı Orhan Okyanus Plaza
Alo Paket: 0 312 283 48 48
Rezervasyon: 0 312 279 22 23

Fırıncı Orhan Dolphin AVM
Alo Paket: 0 312 283 48 48

Fırıncı Orhan Yıldız
Alo Paket: 0 312 438 72 73

Fırıncı Orhan Göksu
Alo Paket: 0 312 280 79 79

Fırıncı Orhan Necatibey
Alo Paket: 0 312 229 03 03

Fırıncı Orhan Çayyolu
Alo Paket: 0 312 241 24 25

Bir bumads advertorial içeriğidir.

27 Ağustos 2013 Salı

BÖĞÜRTLENLİ CHEESECAKE (borcamda)


Cheesecake keşfettiğimden beri bayıla bayıla yapıp yiyoruz. Gerçi evde Eylül ve ben bayılarak yiyoruz diğer aile fertlerimiz pek hoşlanmıyorlar :(
Arkadaşım Münewer de çok seviyor ve onlara gittiğimiz bir gün sürpriz yapıp götürdüm bu böğürtlenli cheesecake.  Ancak benim kelepçeli kalıbımın ayarı bozulmuştu o yüzden borcam da denedim.Hiç de korkulacak bir durum yaratmadı :) gayet güzel pişti ve servis yapıldı. Sizin için bu sefer bol bol fotoğraf çektim. Daha önce yaptığım  Limonlu mini cheesecake tarifi için tık tık lütfen.

Malzemeler:
  • 1 paket yulaflı bisküvi,
  • 80 gr tereyağ
  • 2 paket labne (400 gr X 2 )
  • yarım paket krema (100 gr)
  • 2 yumurta
  • 1 su bardağı şeker
  • 1 paket vanilya
  • 1 çorba kaşığı un
  • 1 su bardağı böğürtlen sosu (Rondodan geçirin ve 1 kaşık şeker 1 tatlı kaşığı nişasta ile pişirip soğutun)
Yapılışı; Dikdörtgen borcamınızın tabanına yağlı kağıdı dışına da alüminyum folyoyu kaplıyoruz. Rondoda un haline getirilmiş bisküvilere erittiğiniz tereyağını ekleyin ve iyice harmanlayın. Kalıbın tabanına bu karışımı dökün. Üzerine bir bardak yardımı ile iyice bastırın.


Diğer tüm malzemeyi (Böğürtlen hariç :)) iyice karıştırın ama yumurtayı teker teker ekleyin, unu da en son. Harcı borcama dökün ve böğürtlenleri ekleyin. İçi su dolu fırın tepsisinin içine borcamı oturtun ve 180 derece fırında yaklaşık 30 dakika pişirin. Ortası cıvık gibi ama kenarlar pişmiş ise fırını kapatma  zamanı gelmiş demektir. Yarım saat kadarda fırında bekletin. En ideli 1 gece en az 3-4  saat buzdolabında dinlendirdikten sonra afiyetle yemeye hazır. Üzerine sosunu dökün ve servise hazır.




23 Ağustos 2013 Cuma

VALİDE SULTAN BÖREĞİ


İsim ne güzel değil mi? Bayıldım ben :)
En çok ismine vuruldum zaten çünkü anneler ve kızları günümüze menü oluştururken GülayMutfakta bloğunda keşfettiğim bu börek önce ismi sonrada lezzeti ile büyüledi. Gün sofralarına, 5 çaylarına, akşam oturmalarına ve tüm keyifli anlarınıza eşlik edebilecek lezzette bir börek. Şiddetle tavsiye ettiklerimden  yani :)
Gün masamızı ve daha bir çok yeni tarifimi de ekleyeceğim ama arkadaşlarımın yoğun isteği doğrultusu ile ilk Valide Sultan Böreği tarifimiz geliyor.
Böreğimin ne yapım aşamasında ne sonrasında pek doğru düzgün fotoğrafı yok. İşte bu görüntüleme konusunda çok beceriksizim :( Artık sofra fotoğraflarından aldığım bu resimle yetineceğiz! Maalesef görüntü de pek şık değil ama 10 kişiden geçer not aldı artık siz düşünün gerisini.

Malzemeler:
  • 5 adet yufka
  • 6-7 adet soğan
  • 2 su bardağı ceviz
  • 2 çorba kaşığı sıvıyağ
  • 3 çorba kaşığı tereyağı
  • karabiber
  • tuz
Sosu için;
  • 2 su bardağı süt
  • 3/4 su bardağı sıvıyağ
  • 2 adet yumurta
Yapılışı; Soğanları yemeklik doğrayın ve sıvıyağ ile 2 kaşık tereyağı karıştırıp soğanların rengi dönene kadar kavurun. İri dövülmüş ceviz, karabiber ve tuz ekleyip bir kaç dakika daha kavurun ve soğuması için bir kenara alın.  Sos malzemelerini iyice karıştırın. Tepsiyi yağlayın yada yağlı kağıt ile kaplayın. İlk yufkayı kenarları dışa taşacak şekilde serin. Üzerine sostan sürün. İkinci yufkayı hiç bölmeden buruşturarak tepsinin dışına taşmadan serin ve üzerine sos dökün. Üçüncü yufkayı da aynı şekilde serip sos ve harcı üzerine dökün. Diğer yufkalara da aynı işlemi yapın ve ilk yufkanın kenara sarkan kısımlarını da üste kapatın. Kalan 1 çorba kaşığı tereyağı eritin ve üzerine sürün. Biraz dinlendirip dilimleyin 200 derece fırında güzelce kızarana kadar pişirin. Afiyet olsun.

1 Ağustos 2013 Perşembe

MİNİ KUMPİR


 
Patates denince bende akan sular duruyor. Bayılıyorum patatese ve patatesle yapılan herşeye! İftara gelen misafirlerime  kumpir yapma fikri başta garip gelse de nette bu minicik sevimli ve lezzetli kumpirleri görünce daha da  cazip oldu. Hem çocukların severek tüketebileceği hem de sofrada rengarenk bir tabak. İster bir doğum günü menüsünde ister bir akşam yemeği isterseniz de kahvaltı sofralarına hepsine de çok yakışacaktır inanın. Üstelik hazırlamakta çok pratik. Üzerindeki malzemelerde tamamen size ve evdeki malzemelerinize göre değişebilir. Hemen tüketecekseniz patateslerin içine kaşarda rendeleyebilirsiniz. Lezzetine lezzet katıyor.
 

Malzemeler: (12 adet mini kumpir için)
  • 2 iri patates
  • süt/su  karışımı
  • 1 kaşık tereyağ
  • kaşar rendesi
  • bezelye
  • mısır
  • 3 kokteyl sosis
  • tuz
  • karabiber
  • mayonez
  • ketçap
Yapılışı; Patatesleri iri küpler halinde doğrayın ve bir tencereye alın. Üzerini kapatacak kadar süt ve su karışımından dökün ve kaynatın. Patatesler iyice eriyip ezilecek kıvama geldiğinde içine 1 kaşık tereyağı,  tuz ve  karabiber ekleyin. İyice ezin en son kaşar rendesi  Kek kapsülü yerleştirdiğiniz muffin kalıbına soğumuş patates püresini pay edin. Minik doğradığınız sosisleri patateslerin üzerine ekleyin ve 5-6 dakika kadar fırınlayın. Sosis kullanmayacak iseniz fırınlama işlemine gerek yok!!! ve püreleri bir kase içinde kek kapsüllerine koyduktan sonra elinizde malzemelerini ekleyebilirsiniz muffin kalıbı kullanmadan :) fırınlama işleminden sonra iyice yıkanmış ve süzdürülmüş mısır ve bezelye konservesini de ekleyin. Üzerine mayonez ve ketçap  ile sıcak servis edin. Afiyet olsun