25 Nisan 2013 Perşembe

BİR RİCA...

Görme engelli bir arkadaşımın bir ricası var bizlerden, hepimizden :)


YAŞAMA TUTUNMAK

 Esmer uzun boylu adam  elinden sımsıkı kavradığı 6 yaşlarındaki kızıyla hangi yöne gideceğini bilemeden şaşkın şaşkın ilerliyordu. Bir taraftan da ağladığını hissettirmemek için konuşmamaya özen gösteriyordu. Kendi aralarında el kol hareketleri ile tartışan kişileri görünce sordu;

-Körler okulu nerede?

 Şaşıran grup;

-  Soluna bakarsan görürsün, deyip kendi tartışmalarına devam ettiler.

         Benim Ankara Körler okuluna ilk gelişim böyledir. Okulun bahçesine girdiğimizde babamın artık göz yaşlarını saklayamayacağını anladım. Hayatım boyunca babamın okuldan ayrılış anını ve benim bağırarak ağlayışımı unutamayacaktım. Bir elimde valizim diğer tarafımda beni teselliye çalışan öğretmen grubun arasında kalakalmıştım. Şunu söyleyebilirim ki Ankara’ya getiriliş nedenim sadece göz muayenesi olup, okulunda hastane olduğunu sanıyordum. Umulduğu üzere okula alışmam uzun zaman aldı. Lakin beni rahatlatan dünyada benden başka görmeyenlerin de oluşuydu.
           Biz engelli çocukların hayatı gereğinden fazla zorluklarla dolu olup, hayatımız kendimizi, ailemize ve topluma kabul ettirmekle geçmektedir. Buna rağmen engellerimizi kabullenme dönemimiz aldığımız özel eğitim sayesinde oldukça hızlanmıştır. Hatta engelliler özgüvenlerini kazanıp birbirlerine körlükleriyle ilgili espriler bile yapmaktadır. Ben ve arkadaşlarımın büyük çoğunluğu hayata oldukça pozitif bakan insanlarız. Beni üzen engelimize bakış açıları ve önyargılardır. Bizlerin görme duyusu dışında diğer duyu organlarımız müthiş gelişmiştir. Görme duyusunun olmayışı beyinde boşluk yaratmaktadır. Bu da diğer duyu organlarımızın gelişmesini sağlamaktadır. Ben çocuklarıma yemek yaparken el ve kulaklarımı kullanmaktayım. Evet evet şaşırmayın tencerede kaynayan suyu dinleyerek tespit ediyorum. Ve buna benzer birçok örnekle çoğaltabiliriz. Ayrıca yemek ve ev işleri dışında kendimizi ispat ettiğimiz gibi bir çok konuda da yardıma ihtiyaç duymadan başarmaktayız. Bilindiği üzere Türkiye’de binlerce engelli yaşamaktadır. Bu insanların haklarını toplumdaki yerlerini kişisel gelişimlerini ve becerilerini meslekleştirmemiz için sivil toplum örgütleri kurmaktayız. Böylelikle hem bir çok mesleği öğretip hem de  sosyalleşmemizi sağlamaktayız. Şunu unutmayalım ki engellilere fırsatlar verildiğinde başaramayacakları hiçbir şey yoktur. Sözlerime başımdan geçen trajikomik anımla devam etmek istiyorum. Bastonumla ilk sokağa çıktığım günlerden biriydi. İşe gitmek üzere otobüs durağına geldim birkaç dakika sonra otobüsün ortalarında bir yerlere oturmuştum. İneceğim yere yaklaştığımı hissettiğim an yanımdakine,

-Pardon nereye geldik,  diye sordum. Yanımdakinden ses çıkmadı. Tekrar sordum. Ses Çıkmayınca diğer yanımdaki duyarlı bir vatandaş

-Hanımefendi yanınızdaki beyefendi de işitme engelli, dedi.

O an gülmeye başladım. Buna benzer ben ve arkadaşlarımın bir çok hikâyesi vardır. Biz olaylara kah üzülüyor, kah bir araya gelip gülüyor, kah ders çıkarıyoruz. Sözlerimi engellilerinde bu toplumda var olduklarını, bizleri sorun olarak değil de yaşamın bir parçası olarak görmelerini istiyorum.

 

18 Nisan 2013 Perşembe

PATLICANLI PİDE VE PATATES SALATASI


Bu pide yenmez mi... Muhteşem bir lezzet bayılıyorum patlıcanlı herşeye.
Ben bu pideleri uzun zaman önce annemlerin bana geldikleri bir gün yapmıştım. Afiyetle yedik ve çok beğendik. Sizde deneyin ve umarım beğenirsiniz.

Malzemeler:

Patlıcanlı harç için;
  • 4-5 adet patlıcan
  • 2 kuru soğan
  • sivri biber
  • Küp küp doğranmış domates
  • Maydanoz
  • tuz
  • karabiber
  • sıvıyağ
  • 1 kaşık domates salçası
  • 1kaşık biber salçası
Pide hamuru için; (daha önceki kapalı pide tarifimi aynen tekrar yazıyorum)

  • 5 su bardağı un
  • 2 su bardağı ılık su
  • 1 paket kuru maya
  • 1 tatlı kaşığı şeker
  • 3 yemek kaşığı yoğurt
  • 1 yemek kaşığı sıvıyağ
  • 1,5 tatlı kaşığı tuz
  • üzeri için tereyağ
Yapılışı; Önce hamur malzemelerini iyice yoğurup mayalanması için bir kenara bırakıyoruz. Patlıcanları alacalı soyup küçük küçük dilimledikten sonra tuzlu suda bekletiyoruz. Bu arada soğanlar yemeklik doğranır ve bir miktar yağda kavrulur. İnce doğranmış yeşil biberde eklenip kavrulmaya devam edilir. Salçalar ve iyice yıkanan patlıcanlar eklenir. Bir süre kavurun ve en son küp küp doğranmış domatesleri de ekleyip ağzını kapatın ve pişirin. Piştikten sonra tuz, maydanoz ve acısını ayarlayıp ekleyin, soğumaya bırakın. Mayalanan hamuru küçük küçük bezelere ayırın ve uzun ince şeritler halinde açın arasına patlıcanlı harç koyup üstte birleşecek şekilde kapattım. 250 derecede önceden ısınmış fırında iyice kızarana kadar  pişirin fırından çıkar çıkmaz üzerine tereyağı sürün. Afiyet Olsun.



Pidenin yanına bolca salata gider tabii. Ben biraz daha doyurucu olsun diye patates salatası da yaptım. İçinde yok yok, deneyecekler için değişik bir alternatif olsun diye onunda resmini ekliyorum.

4 Nisan 2013 Perşembe

36 BÖREĞİ


Bu börekler bir harika... Hem lezzetli hemde bereketli. Denemeniz tavsiye olunur yine :)
Tarif Narince den.Üstelik orada aşamalarla fotoğraflamış.Ve dediği gibi fazlaca yapıp dolaba atmakta ve ısıtıp yemekte ayrı bir güzel oluyor.


Malzemeler:

  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 4 yumurta (2 sarı üzerine)
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 çay kaşığı şeker
  • 42 gr yaş maya 
  • 9 su bardağı un
  • içine; beyaz peynir ve maydanoz
  • Yağlamak için; 250 gr yumuşak tereyağ
Yapılışı; Una, tuz ve şeker serpip, ortasını açın. Sıvıyağ, yoğurt ve yumurtaları ekleyin. Bir miktar ılık su ile mayayı eritin ve onuda ekleyin. Yumuşak bir hamur kıvamına gelinceye dek ılık su ekleyerek yoğurun. Yoğun sert bir hamur olmamasına dikkat edin yoksa mayalanıp kabarmaz. Yoğurduğunuz hamuru ılık bir ortamda ağzı kapalı şekilde mayalanmaya bırakın. Mayalanan hamuru 6 eşit bezeye bölün ve her birini hafifçe unlayarak tezgahın üzerinde açın. Bıçak sırtı kalınlığında olması yeterli. Tereyağınıda 6 parçaya bölün ve 1 parçasını elinize alıp açtığınız hamura pay edin. Gözleme yapar gibi önce iki ucunu sonra diğer iki ucu birbirinin üzerine kapatın. Ancak yağı her kata sürmeyi unutmayın. Kare şeklini alacak!!!en üstüne de yağ sürün ve kenara alın. Diğer 5 bezeyede aynı işlemi yapın ve hepsini üst üste koyun  ancak en son bezenin üstünü yağlamayın. Buzdolabına kaldırın ve yarım saat dinlendirin. Bu aşama şart! Çünkü sonraki aşamada yağın taşıp akmaması için .... İyice yağı donan hamurumuzu unlanmış tezgaha alın ve merdane ile 
Yaklaşık 1 cm kalınlığına gelene kadar açın ve dilediğiniz büyüklükte parçalara dilimleyin. Arasına harcınızı koyun ve kapatın. Yağlı kağıt serili tepsiye dizin ve bir müddet daha bekleyip üzerine yumurta sarısı sürüp 200 derece fırında güzelce kızarana kadar pişirin. Afiyet olsun